Undertow - Poster - 3860 x 2160 px.jpg

22.04 - 30.06.2022

Online Video Exhibition

Dip Dalga
Undertow

Dip Dalgayı Duymak

Versus Art Project, Senkron 2022’ye beş sanatçının işlerinden oluşan bir seçki ile katılıyor. Senkron’un video sanatına odaklanmak için yarattığı fırsatı değerlendirerek dijital hareketli görüntülerin çağdaş sanat alanında kapladığı/açtığı yeri düşünmeye davet ediyor. Alper Aydın, Sena Başöz, Yelta Köm, Metehan Özcan, Sibel Horada’nın işlerinden oluşan Dip Dalga başlıklı online video seçkisi, günümüzde dijital teknolojinin sanat ve hayat arasında kurduğu bağa dair tespit ve tahayyüllerden yola çıkıyor. Gösteri olarak videonun popülerliğinden sıyrılıp şiir, öykü, resim, heykel, sinema ve belgeselle ilişkileri bağlamında sanat olarak videonun potansiyellerinin peşine düşüyor.

Alper Aydın

Metehan Özcan

Sena Başöz

Sibel Horada 

Yelta Köm 

Videonun, Ulus Baker’in ifadesiyle “televizüel bir teknoloji” olan video sanatının etki alanını kaçınılmaz olarak tarihsel bağlamı içinde teknoloji ve kültür ilişkisi belirleyecektir. Versus Art Project de Senkron için seçimini yaparken yıl boyu süren dijital sanat tartışmalarını dikkate aldı. Sanal gerçekliğin, yapay zekânın, büyük verinin, NFT’lerin yani teknolojinin hükümdarlığında, sanatın yaşamla ve bedenle ilişkisi üzerine düşündü. Bugün sanat piyasasında olduğu kadar kültür endüstrisi içinde de yoğun talep gören dijital imge, anestezik etkisi olan bir tür soyutlama olarak tüketime sunuluyor, iç bükey biçimde mekansallaşarak gövde buluyor. Teknolojinin imkanlarıyla oluşturulan, gösterişli görsel-işitsel-grafik kuşatma altında bedenin yanılsamalardan aldığı yoğun haz, kitle kültürünün kendisi kadar eski. Diğer yandan illüzyona dayalı hayranlık ile estetik deneyim arasındaki fark, felsefe ve sanat kuramının temel meselelerinden biri. Günümüzde sanat alanının teknolojik eğlenceliklere düşkünlüğünü dikkate alınırsa, tekniğin uyandırıcı potansiyellerinin araştırılması yeniden aciliyet kazanmış gibi görünüyor.

 

Öncelikle teknik donanımın sadece yabancılaştırıcı, uyuşturucu bir etkisi olduğunu iddia etmek imkânsız. Çünkü zaten insan, bedeninin eksikliğinden, “niteliksiz hayvan” oluşundan kaynaklı protezli bir canlıdır.  Yunanca “techné” sanat da dahil olmak üzere, insanın yaptıkları ve ettiklerinin tümüdür. Bu nedenle insan için teknik, dünyaya dokunmanın yoludur. Teknik, jestler aracılığıyla bedenselleştirilirken beden forme ve deforme olur. İnsan kendini ve olası dünyaları böylece keşfeder. Türümüzün doğal olduğunu düşündüğü pek çok davranış; yürümek, sevişmek, yemek, içmek, dans etmek hatta uyumak aslında teknik marifetlerdir. Jean Luc Nancy uzantılar kazanmış, “articüle” olmuş, araçlarla donanmış, “exosomatique” (dışarı uğramış) insan bedeninin teknik dışında düşünülemeyeceğini ve bu nedenle de “connecté” (bağlı) olduğunu ifade eder. Dünyamız “eco-technique”tir. Dünya teknik-bedenler arası karşılıklı ilişkiler bütünüdür. 

 

“Tekno-lojik” olmak ise bundan bütünüyle farklıdır. Bir tür “lojik”, “mantık” haline geldiğinde “techné” artık belli bir hedef doğrultusunda dünyanın ve insanın kaynaklarının yönetilmesi ve yağmalanması anlamına gelir. Kapitalist mantık içinde tekniğin bütün olanakları sermaye birikimi için seferber edilirken teknoloji, doğa ile insan ve insan ile insan arasındaki bağları çözer. Teknik endüstrinin/kültür endüstrilerinin hizmetine sunulduğunda hesaplı, sonlu, tanımlı bir işlev görmek üzere teknolojikleşir. Teknolojinin yaratıcılığı kuşkuludur çünkü Steigler’in sözleriyle yaratım hesaplanamaz, sonsuz ve tamamlanmamış olanı ortaya koymaktır. Yeninin ortaya çıkması ise ancak teknik ve protezli olan bedenin dünyaya, maddeye dokunması, onunla karşılaşmasıyla mümkündür. İnsan “ex-posé” olduğunda, teknik yoluyla dışarı çıktığında, dışarıda var olduğunda “ex-istence” halinde ve yaratıcıdır. 

 

Versus Art Project bu düşüncelerle, salt kendini “gösteren” imgelerin “gösterişinden” uzaklaşıp “görüyorum” diyen videografik çabaları araştırmaya yöneldi. Kamerayı dışarı çıkarma, kendine çevirme, ana, olaya, akışa, özellikle de insani olmayan unsurlara, en küçük, hafif ve kırılgan olanlara bakma gibi gayretlerin izinde, tekniğin dünyaya dokunmanın yolu olarak kullanıldığı işleri bir araya getirdi. 

 

Dip Dalga’da göreceğiniz işler tekniği canlılığın dip dalgasına dokunmanın yöntemi olarak kullanıyor. Sanatçılar soyut ve somut, canlı ve cansız, biçimli ve biçimsiz, rasyonel ve irrasyonel arasında salınırken, dijital görüntüye yeniden soluk aldırıyorlar. 

 

Alper Aydın

Phreatic, 2015

Video

9’7’’

 

Alper Aydın’ın Phreatic isimli videosu İstanbul’da iki yaka arası yolculuk yapan geminin rutin görüntüsüyle başlıyor. Geminin kıyıdan uzaklaşması ile motorun denizde bıraktığı izi, dalga ve köpükleri görüyoruz önce. Ardından kamera yakınlaşıyor ve zahmetsizce, ufak bir teknik müdahaleyle su magmayı çağrıştıran bir yoğunluğa ve ısıya kavuşuyor. Dalgalar saniyeler içinde alevlere dönüşüyor. Maddenin içinde saklı olan sırra, su ve ateşin akrabalığına dolaysız biçimde tanık olmak, seyirciye kimya ve biyolojiden, büyüye ve simyaya kadar uzanan pek çok bilgi biçiminin ilksel heyecanını yaşatıyor. Hem su bilimde, hem de volkan bilimde karşılığı olan, Phreatic sözcüğünde, magmanın yer altı suyuna dokunduğu anın tazeliği var. O andan daha yaratıcı bir karşılaşma hayal etmek mümkün mü?

Suya dokunmanın arınma ve temizlikle bağı ilk öğrendiğimiz şeylerden biridir. Ateş hakkında öğrendiğimiz ilk şey ise ona dokunmamamız gerektiğidir. Yine de her çocuk küçük bir Prometheus’tur. Maddeye dair duyu olmadan bilgi de, bilgelik de mümkün olmayacaktır. 

 

Metehan Özcan

Dekor, 2019

Video 

3’3’’

Metehan Özcan Senkron seçkisine Dekor serisinden, video eskiz olarak tanımladığı bir işle katılıyor. “Eskiz eserin mahremidir.” Dokunma anının, duyu henüz anlama dönüşmeden önceki o anın mahremiyetini taşır. Sanatçı Dekor’da tekniği “kavramak” ya da “ele geçirmek” için kullanmıyor. Göz gezdiriyor. Seyir halindeki kameranın önünden akan görüntülerde göz kenti okşuyor. Kentlerin üst üste akmalarına ve birbirlerine dokunmalarına izin veriyor. O sırada “sensörde” birikene bırakıyor anlamı yaratmayı. Tıpkı belleğin çalışma biçimi gibi. 

1930'larda İzmir'e getirilen Okaliptüs ve Palmiye ağaçları gökyüzünü süpürüyor. Yapraklarına ve gövdelerine on yıllardır sürtünen hava, toz, ışık ağaçların biçimlerini değiştirmiş. Alsancak, Kahramanlar’da tren köprüsünün altından akan bulak su çöp taşıyor. Kentin artıkları köprünün bacaklarına dolanıyor, orada katman katman birikiyor. Beton sütunlar geçen zamanın kaydını tutarken form değiştiriyor. Muhtemelen kimse bunu görmüyor.

 

Sena Başöz

Zaman Böceği, 2014

Yaratıcı Belgesel Film

30'

Sena Başöz’ün Zaman Böceği, Diyarbakır Kulp’ta, bir köy evindeki odada süren ipek çiftçiliği faaliyetinin görüntülerini ilçedeki çocukların performansıyla birleştiren bir video. Başöz videosuna “yaratıcı belgesel” demeyi tercih etmiş. Bakmanın her seferinde öykülemek de demek olduğunu hatırlatmak için belki. 


Çiftliğin içinde ipek böceğinin ömrü yoktur. Sadece zamanı vardır. Tüm zamanını kendisini geleceğe hazırlayacak değerli kozasını örmek için harcar. Çalışmak için beslenir ve üretir, henüz güveye dönüşmeden önce ise insanların ellerinde ölür. İpek böceğinin canı, emek zamanında maddeye sızarken başka bir türe yaşam kaynağı olur. Köylü ailenin yaşam döngüsü, çocuklarının geleceği böceğin “şimdiki zamanına” bağlıdır. Diğer yandan onların ömürleri de verimli olabildikleri kadar sürecek, zamanları kendilerinin olamadan ölüp gidecekler. Belki de hiç tatile gidemeyecekler, emeklilikleri hiç gelmeyecek. "Eğer ipek böceği yaşamını salt bir böcek olarak geçirmek amacıyla koza örseydi, o zaman gerçek bir köle olurdu." Kapitalist anlamıyla teknoloji bazı ömürlerden koza örerken, sizi ipekten kanatlarla donatabilir ama bir kelebek olmanıza asla izin vermez.

 

Sibel Horada

Göç Dalgası, 2019

Video

3’53’’

Sibel Horada’nın Göç Dalgası isimli videosunun başrolünde sürgün mercanlar var. Mercanlar artık denize karışamıyor.  Yassıada ve Sivriada çevresinde, inşaatlar yüzünden deniz onları kucaklayamaz hâle gelmiş. Sanatçı mercandan bir aileyi Heybeliada Ruhban Okulu’na getirmiş, orada küçük bir rehabilitasyon ünitesi kurmuş onlar için. Denizin son nefesini izliyoruz ve duyuyoruz. Ekosistem kurucusu olan güçlü mercan popülasyonu plastik borular, bidonlar ve pompalardan oluşan yapay bir sistemle yaşatılmaya çalışılıyor. 


Sibel Horada mercanların yasını artık öğrencileri olmayan okul sıralarında tutuyor. İnsanın dünyaya uyguladığı şiddetin sonucu göçe ve ölüme zorlanmış canlıların hışırtılı solukları birbirine karışıyor. Zaten kaybedilmiş olana verilen, karşılık beklemeyen yoğun bakımın hissettirdiği kederde ise zamana aykırılığından dolayı canlandırıcı olan bir güç var. Yitip gitmiş olana, henüz gelmemiş olan kadar ihtimamın göstermek, “yaşamış olan her şey tekrar yaşayabilir” dedirtiyor.

 

Yelta Köm

ihtimaller için bir ağıt - Bölüm I, 2022

Video

5'9''

Seslendirme : Cansın Asarlı
Videographer : Noyan Ayturan

Yelta Köm’ün İhtimaller İçin Bir Ağıt - Bölüm I başlıklı videosunda dış sesin meditatif arayışına maddenin akışı eşlik ediyor. Sözcükler ve elementler birlikte yol, yön arıyorlar.  Tarih öncesi çağlardan günümüze uzanan mitos ve çağımızın logosu aynı denize dökülmüş. Sesler ve görüntüler önce kehanete, sonra bilgiye, nihayetindeyse ağıta dönüşmüş. “Antik kentlerde, günümüzde pil olarak kullandığımız kurşundan yapılmış döşeme boruları vardı.” diyor sanatçı. Toprak parçalarını, kayaları, toprağın altındaki ve üstündeki metalleri birer zaman kumbarası gibi görüyor. Maddenin bildiğini ve hatırladığını kabul ederek, kadim kehanet metodolojilerinin yardımıyla antroposen sonrası dönemi hayal ediyor. Sanatçıya göre düş ve gerçeğin iç içe geçtiği tarih, “bir karışım metafiziği” maddenin içinde tüm olasılıklarıyla duyulmayı bekliyor: 

 

“Akışkan, evrensel dolaşımın yapısı, içinde her şeyin her şeyle temasa geçtiği, biçimini ve kendi tözünü kaybetmeden karışıma girmeyi başardığı yerdir.”

 

Dip Dalga seçkisindeki işler Gaston Bachelard’ın maddi tahayyül (imagination materielle) tanımını düşündürüyor: Suya, ateşe, ipeğe, taşa, mercana, kurşuna dokunmaktan ve onlar tarafından dokunulmuş olmaktan kaynaklı hayalgücü ve yaratıcılık. Çamura dokunan heykeltıraşın eli ona şekil verirken onunla düşünür. Madde ve beden dokunma sırasında birlikte değişirler. Bachelard tekniğin de bedenin maddeyle birlikte düşünmesi olduğunu söyler. Dolayısıyla kamerayla da dokunulur. Toprak, ateş, su, ışık ve onlara dair sıcaklık, sertlik, akışkanlık gibi duyumlar imgelere ve fikirlere dönüşmeden önce dip dalga gibi ilk bakışta nasır tutmuş, betonlaşmış, büyüsünü yitirmiş gibi görünen yaşamın altında akmaktadır. Dünyayı can kulağı ile dinlemek, duymak, dip dalgayı yakalamak, duyudan anlama akmak ise sanatçıların hüneridir. 

 

Ezgi Bakçay

Nisan, 2022