ELİF BİRADLI 'BU APTALCA | THIS IS STUPID'

Aptalca belki ama gerçek

 
Elif Biradlı Versus Art Project'teki "This is Stupid-Bu Aptalca" başlıklı kişisel sergisinde, 'ölüme doğru atılmış ilk adım olarak' doğum olgusundan hareketle, yaşamsal döngü içinde üretilmiş kültürel iletişimi, kodları ve bedensel jestleri, absürt ve sürreel bir düzlemde bir araya getiriyor. 


FIRAT ARAPOĞLU 


İnsanın ilk barınma süreci, anne karnında başlar ve doğum, eğer bir ayrılış olarak düşünülürse, insanın o andan itibaren dış dünya/iklim koşullarından dolayı kapalı bir alana geçme gerekliliğini ortaya çıkarır. Bu, mimariyle birlikte -özel mülkiyet- topluma karışma, 'aile' kavramı, yaşam ve ilişkiler, üreme, yaşlanma ve ölüm çizgisine; yani kısaca doğu m/yaşam/ölüm çizgisine uzanılmasını da işaret eder. Böylece bedenimizin ve içinde bulunduğumuz toplumun, kolektif bilinçdışı ve arketipleriyle burada tanışmış oluruz. Yani diğer bir deyişle, imge, sembol, dil ve bedensel jestlere dayalı, kültür adını verdiğimiz, kolay tammlanamayan yalımın içinde varoluşumuz ve mücadelemiz. 
Elif Biıadlı 22 Aralık'ta Versus Art Project'te açılan "This is Stupid-Bu Aptalca" başlıklı kişisel sergisinde, Uğur Kııtay'ın ustaca sözcüklere döktüğü gibi 'ölüme doğru atılmış ilk adım olarak' doğum olgusundan hareketle, yaşamsal döngü içinde üretilmiş kültürel iletişimi, kodları ve bedensel jestleri, absürt ve sürreel bir düzlemde bir araya getiriyor. 
Sergi, bir yaşam yolculuğu düzeninde yerleştirilmiş. Doğum anını simgeleyen "Wlıat is a Baby?" serisinde sanatçının psikanaliz okumalarının ipuçlarını, göstergelerde bulmaya başlıyoruz. Doğum sahnesindeki doktorlar, pembe eldivenleri ve kimyasal bir tehlikenin varlığını işaret eden sembol ve jestleriyle, bir doğumu gerçekleştirmekteler. Bir 'yaratık' geliyor, hem de 'waterbirth' gibi, bir hamamda. 
Doğumun raslantısallığı 
Doğumhanede, yatağın kenarlarında fare-adamlar bulunuyor. Farelerin üzerindeki mumların 'fallik' duruşları ve varlıkları, bizi Freud'un "Fare Adam" vakasına götürüyor. Aynı zamanda bu fareler, belki de, (kazara) 'doğıım'un nedeni olarak, hastalığı taşıyanlar gibi öyküyü çevreliyorlar (bordür olarak). Frenginin yayılımını da hesaba katarsak, penisin, fareye ve oradan ücrete, paraya dönüşen anlam dönüşümünü ise (Jacques Lacan), "Good Luck" çalışmasında görebiliriz. İçine atılan 1 TL ile ne tür bir sakızın geleceğini bilemediğiniz fallik makine, avm zamanda bu kazara doğumun rastlantısallığını da iletiyor. 
Bunun bir sonraki aşaması ise 'aile' kavramına işaret eden, "Funny Hunt" çalışması. Artık karanlık tarafa yolculuğun başladığını simgeler gibi, kayaların 
ve kıyının varlığındaki androjen figür, hedef tahtasına gerilmiş "Mini Fare" ile birliktedir. Suyun yaşamla olan bağı tekrar vurgulanırken, Mini'nin zincirlerini kırıjD, özgürleşeceği de hayal edilebilir; peki hayal edilebilir mi gerçekten?Derken, bu döngü kültürel kodlarla 
kişiyi, kapitalist ilişkiler ağının içinde anlamını yitiren, 'romantik an'lara götürür. 
Güzel bir akşam yemeği, geçirilen saader, konuşmalar ve seks, hazır-nesnelerin yerleştirildiği kompozisyonlar içinde, birer natürmort eğlencesi gibi sunulurken, kadın bedeninin tüysüz olması gerekliliği (but-jilet) ve fallik obje olarak mumun ucunun kırık biçimde duruşu, bizi, "It's not my Baby", "Adult Pacifier" ve nihayetinde yeni bir merhabaya, ("Ilello") götürecektir. Artık kuluçkada yer alan yumurtalar, şemsiyenin (plasenta) içinde, yeni bir öykünün kahramanlan olmaya hazırdır. Peki, tüm bu öykünün baştaki kahramanları -anne ve baba figürleri- nerededir? Ya da bu öykünün sonu nasıl biter? 
İnsanların griliği 
Baba figürünün gündelik yaşamına dair bazı detayları, Biradlı'nın kağıt üzerine karışık teknik ve görece küçük boyutlu çalışmalarında görülebilir. Tüm libidosu ile gezinen ve nihayetinde kuşunu arayan erkek, bir mikro yaşam öyküsünü burada tekrar eder -zaman geçiyordur- (Zaten yaşı büyütmenin bir anlamı da yok, zaman biz müdahale etmeden bunu ustaca yapmaktadır). "Packhage" videosunda divana uzanmış yaşlıca bir hanımın takma dişleriyle plastik üzümleri yeme eylemi ve plastik üzüm, yaşamın sadece kimyasallarla -artık bu kimyasallar alınması gereken ilaçlar olacak-süreceğinin ve nihayetinde de, ister istemez, 'doğal' bir biçimde sona ereceğinin belirtilmesiyle biter. 
Kültürel kodlar, egemen sistem ve otoritenin tüm ciddi vurgularına rağmen, özünde grotesk ve absürtlüğıı barındıran bu yaşam. Elif Biradlı'nın işlerinde, abartılı parlak renklerin kullanımıyla gösteriliyor. Bıııııı anlatmak için hikayenin sonunu göstermeye gerek de yok. 
Galeriden çıktığınızda İstiklal Caddesi'nin ve insanlarının 'griliği', bu gerçeği zaten istemeseniz de size anımsatacaktır. Dolayısıyla sergide, bir mezarlığın ya da mezar taşının imgesini bu öyküye eklemek, olsa olsa bizi ikinci sınıl bir ıeality-shou'a götürebilirdi. Elif Biradlı'nın "Bu Aptalca" sergisi. bir öykü anlatmaktan kaçınarak, kavramsallaştığını zanneden bazı genç kuşak sanatçıların sıkıcı işlerine karşın, kendi-öykıısıınü anlatması açısından farklılaşıyor. Gitmeye, görülmeye değer sergiler arasında sayılmalı.

Please reload

 

Versus Art Project | Contemporary Art Gallery | Gazeteci Erol Dernek Sokak No:11/3 Beyoglu Istanbul Turkey

m: info@versusartproject.com