CAN AYTEKIN | EMPTY HOUSE

 

Terk edilmiş mekanlardan izlenimler 

 

Çeşitli disiplinlerdeki üretimleriyle bilinen Can Aytekin'in çocukluğunda yaşadığı evden yola çıkarak oluşturduğu; büyük bir maketten, dikişli tuvallerden ve heykellerden oluşan sergisi "Boş Ev" ve Ali Mahmut Demirel'in son yüzyıl içinde terk edilmiş yapıları işlediği "Ada" sergisi 15 Temmuz'a dek ÂRTER'de izlenebilir. 

 

Hatırlama ve hayal kurma, bir barınak üzerinden unutulmuş bir belleği yeniden canlandırma Can Aytekin'in ARTER'deki "Boş Ev" sergisinde karşılaşılan temel meselelerden... 

Eda Berkinen küratörlüğünde gerçekleşen "Boş Ev" sergisi izleyiciyi tasarlanmış, minimalize edilmiş mimari bir gerçekliğe davet ettiği kadar bilinçli ya da bilinç ötesinde yer alan yazıları, sembolleri, renkleri somut çağrışımlarla ve metaforik bir anlatıyla aktarıyor. 

Giriş katında, mekanın ön cephesinde yer alan, sokaktaki izleyiciyi içeriye davet eden bölümde "Boş Ev"iıı kalıntısı olduğunu düşündüren bir ev maketiyle sergiye giriş yapılıyor. Aytekin'in minimalize edilmiş bir üslupla ele aldığı sergi, "Boş Ev" serisi kadar, "Tapınak Resimleri", "Kaya Resimleri", "Bahçe Resimleri", "Her Şey Yerli Yerinde" ve "Ters Yüz" isimli serilerinden de yapıtları izleyiciye sunarak sanatçının üretim pratiğini gözler önüne seriyor. 

Giriş katta büyük, sokağa bakan cam alanda yer alan maket, serginin genel fikrini ve formsal açısını belirlerken aynı zamanda katı haliyle de merak uyandırıcı bir hale bürünüyor. Hangi ev bu? Kimin evi? Neden bir maketi yapıldı? Söylemi nedir? Birebir bir maket midir? Sergide yer alan "Boş Ev" serisine ait tüm eserler bu maketten atıf ya da referansla mı görünürlük kazanmıştır? Bu eser bunlar gibi birçok soruyu ortaya çıkardığı gibi izleyiciye net yanıtlar da sunuyor. Eser birçok parçadan oluşarak neredeyse yapboz gibi bir yapıya sahip. Sanatçının çocukluk ve gençlik çağlarının geçtiği, dedesine ait Istinye'deki bu evin bir maketi olarak sergi alanına gelme fikriyle serginin ana hattını belirlemede öncü olmuş. Aslında bugün ev, fiziki olarak değişmiş ama geçmişteki anlamıyla ve hatırlatıcı formuyla formsal varlığını atıllaşmış haliyle değil de, zihindeki en berrak haliyle ortaya koyan maket esere dönüşmüş. Kişiselden yola çıkıp, toplumsallaşmış binlerce farklı hafızaya girmeye başlamış ve bir maket üzerinden yaratılan her anıyı kayıt altına alır hale gelmiş. Böylelikle sanatçı kişisel verilere dayanarak, geçmiş yaşantısından ele aldıklarıyla yaptığı makette sınırlı bir yorumun ucunu açık bırakarak katman katman çoğalan ve yenilerini var eden yeni yorumlara, anılara yol açıyor. 

 

Biçimsellikte üçüncü boyut 

 

"Boş Ev" serisindeki yeni tuvaller ise önceki eserlerinden daha farklı olarak çeşitli form ve disiplinlerin iç içe geçtiği, harmanlanmış bir görseller zinciri olarak estetik bir anlatı sunuyor. Gan Aytekin'in dikişli, kağıtlı ve pastel tonlar kullanarak yaptığı tabloları biçimsel açıdan iki boyuttan ziyade bir üçüncü boyut daha taşıyor. Sanatçı gerek kağıtları buruşturup, eğip bükerek yaptığı çeşitli diyagonal formlar gerekse de tabloları parsel parsel bölerek oluşturduğu dikişli katmanlarla mimarinin rölyef olarak soyutlanmış haliyle evin farkı bölümlerini ortaya koyuyor. 

izleyici ARTER'in yan girişinden mekana girdiğinde ilk olarak evin çeşitli bölümleriyle soyut bir şekilde karşılaşıyor. Bu karşılaşma ile sanatçı yapıtlarında geçmişe referans veren evin yedi bölümden oluşan her bir parçasını neredeyse soyut bir forma sokarak izleyicinin bakış açısına ve çözümlemesine sunuyor. Minimalize edilmiş, gereksiz tüm detaylardan arındırılmış, kasvetli ve eski eşyaların boğuculuğundan sıyrılmış, bir evde olması gereken yaşamı kolaylaştıran tüm eşya ve imgelerden soyutlanmış, hafızalarda kalmış bir evin farklı bölümlerini eserlerine taşıyor. Sözü edilen evin koridor, teras, giriş merdivenleri ya da çatı gibi birbirinden farklı, bağımsız parçaları mevcut. Bu parçalar bir bütünü oluşturduğu kadar kişisel anıları da hatırlatarak aslında yapıbozııma uğratan mimari bir timsale dönüşüyor. Sergide maket olarak yer alan evin her bir parçasının hareket yetisi ve yer değiştirmesi somut olarak söz konusuyken, izleyicinin tuval üzerinden bir ev deneyimi yaşaması ancak olduğu an ve kişisel anılarına referans vererek mekan içinde soyut bir şekilde gerçekleşiyor. 

Sanatçının resimlerine odaklanacak olursak... Geçtiğimiz yıl Versus Art Project'teki "Ters Yüz" sergisinde sanatçı alan baskılarında mıikemmelliyetçi bir yaklaşımla kağıtta ve boyada hiçbir deformasyona katiyen izin vermiyordu. Ancak sanatçının "Boş Ev" serisinde yer alan eserleri, "Ters Yüz" serisindeki yapıtların zıttı olarak keskin hatlardan uzak, rastlantısal katlamalara ve kıvrılmalara sahip dikişlerle bir araya geliyor. Sanatçının malzemenin deneyselliğiyle oynadığı; kağıt, tuval, ip gibi maddelerle dikişin kalıcılığı ve kağıdın sert varlığını tuval üzerinde buluşturması seriler arasındaki form ve içerik bağlamındaki değişkenliği ve arayışları da gözler önüne seriyor. Soyutlanmış tuvallerdeki kağıtlar bazen bir baskı kağıdı olabiliyoı ken bazen de olağan halinden koparılmış bir el işi kağıdı oluyor. Teknik açıdan kağıt gibi yumuşak ve kıvrımlı bir formun tuval gibi bir yüzeyde varlık gösterebilmesi açısından dikiş ile tutturulması evin içindeki bölümlere de referans oluyor. Yalın çizgiler, ince tabakalardan oluşmuş şeffaf renk geçişleri, kağıtlar ve tuvallerdeki kal izleri, evde yer alan fiziki bölümlere işaret ederek köşe, merdiven, koridor, duvar ve oda gibi mekanları yaratıyor. 

Maket evde görülen ve tuvallere yansıyan binanın parçaları sanatçının zihninde birçok veri ve mekanla karşılaşıp dönüştükten sonra görünürlük kazanmış. izleyici galeride bir ev ve anıları üzerine görsel yorumlarda bulunurken kişisel tahayyüllerinden de yola çıkıp öncelikle fiziki evi, ardından da mekanı deneyimliyor. Sanatçının mekanına dair kişisel çözümlemelere giden yolda yorumlara açık olan mekaıı-aidiyet ve devamlılık kavramları izleyicilerle yeninden şekilleniyor. Bövlece yapı yeni yorumlara açık hale gelerek, bu kavramlara yeni yanıtlar arıyor. Fiziki ve 

kasıllı varlığından uzaklaşılan ev yalınlaşarak şatafat ve niteliğinden soyutlanıp muğlak ve tanımsız başka mekanlar, anılar ve hayallere dönüşüyor. 

"Boş Ev" sergisinde ARTER'in birinci katında ise Can Aytekin'in 2005-2016 yıllarında ürettiği "Tapmak Resimleri", "Kaya Resimleri", "Bahçe Resimleri", "Her Şey Yerli Yerinde" ve "Ters Yüz" serilerine yer veriliyor. Sanatçının sanatsal pratiği izleyiciye güncelden geçmişe bir algı yaratması için sunuluyor. Sanatçı, bahsedilen serilerinde tinsel, kültürel ve coğrafi birçok öğeyi işlerken bu sergide çocukluğundan kalma bir anıyı canlandırma yönünde ilerleyip üç boyutlu heykeller ve pentür geleneğinden ortaya çıkmış tuvallerle izleyiciyi abluka altına alıyor. 

 

Hakikatle gerçek arasında 

 

Aytekin "Tapınak Resimleri" ve "Kaya Resimleri" serilerinde dinler ve kutsallıklar arasındaki ince ayrımları ele alıyor. Sanatçı direkt olarak dinler ve kutsallıklardan ziyade Emre Zeytinoğlu'nun da bahsettiği gibi yapıtlarında hakikatle gerçeğin ara kesitini ortaya çıkarıyor. "Bahçe Resimleri" ise sanatçının doğaya müdahale ederek onu kişisel zevklerine ve estetik algılarına göre şekillendiren insanların ortaya çıkardığı, karma bir kültürün söz konusu olduğu resimler. "Her şey Yerli Yerinde" serisinde sanatçı Ahmet Haindi Tanpmar'ın aynı adlı şiirinden yola çıkarak görme eyleminin sınırlarını araştırıyor ve her gün eve gidiş dönüş yolunda karşısına çıkan ya da kaldırılmış olan anıtları resmediyor. Böylelikle var olan ya da kaldırılmış anıtları kişisel hafızasından çıkarıp, sanat tarihsel bir bağlam içinde kamusal hafızalara sunuyor. 

"Ters Yüz" serisi ise daha tinsel bir yaklaşımla bu kez sadece kağıt ve boya ile yola çıkıp kırmızı ve yeşil renklerin kutsallığını ortaya koyuyor. Sanatçı kutsal ışık, varlık, ölüm-yaşam ve tüm bunların üzerine derin anlamlar silsilesi olarak kültürel bir temsil yaratıyor. 

 

Aytekin, tüm üretimlerinde ele aldığı somut ya da soyut konular dışında görme eyleminin sublime olmuş durumunun da altını çiziyor. Eski serilerinde yer alan görme, görmenin limitli halleri ya da görünürlük ve görünmezlik kavramları arasındaki imgelerin, süreç içindeki değişkenliğine yer veriyor. Sergi alanının ikinci katında sanatçının üç boyutlu çalışmalarını da görmek mümkün. Görülen her bir eserin arka planında yer alan üretim sürecinde sanatçı en ince detaylarına kadar eserlerin eskizlerini alıp, görsel ve kavramsal tüm fikirlerini kompres ederek birleştiriyor. Görme ve sözsel iletişim bağını oldukça önemseyen sanatçı yapıtlarındaki yaklaşımlarını insanların tüm duyularına hitap edebilecek, tüm algı yöntemleriyle kavranabilecek şekilde ortaya koyuyor.

 

Sonuç olarak sergi Can Aytekin'in tüm serilerinde kusursuz bir arayış içindeyken, mükemmeliyetin sınırlarını genişlettiği "Boş Ev" sergisi ile taçlandırılıyor. Mimari, estetik, süs ve hafızalar üzerinden, bireysellik ve toplumsallık arasındaki kolektif bağları, görsel ve sözel olduğu kadar mekan içinde de izleyiciye performatif bir şekilde deneyimleme şansı tanıyor, izleyici, böylelikle keskin bir ev güdüsünden ve kültürel verilerden yola çıkarak muğlak hafızanın tarandığı görsel bilgilerle yeniden biçimlendiği bir mekan algısını hissediyor. 

Please reload

 

Versus Art Project | Contemporary Art Gallery | Gazeteci Erol Dernek Sokak No:11/3 Beyoglu Istanbul Turkey

m: info@versusartproject.com