ÖMER PEKİN | The Uncanny. The Real. The Epiphany.

Mimar ve sanatçı Ömer Pekin'in Versus Art Project'te 10 Mayıs'ta açılan "Tekinsiz. Gerçek. Tezahür." başlıklı sergisi, geleneksel malzeme anlayışı ve resimsel algıyı başka bir boyuta taşıyarak izleyicinin duyularına etki edip yeni bir algılama biçimini sunuyor. "Tekinsiz. Gerçek. Tezahür.", nesnel ve objektif algının, performatif eylemlerin estetik sonuçlarını deneyimleyebilmek için 9 Haziran'a kadar Versus Art Project'te izlenebiliyor. 
Sanatçının insanın çeşitli duyularına hitap eden formel, estetik objeleri; insan algısını tetiklemeyi böylelikle de sanat eseriyle interaktif bir ilişki kurarak onun bağlamını farklı açılardan tanımlamayı hedefliyor. Sergide yer alan objeler Versus Art Project'i türlü şekillerde sarmış durumda. Eserler fizyolojik olarak kişinin duyularına bitap edecek şekilde tasarlanmış muğlak ve belirsiz imgelerden oluşuyor. Metal, mat siyah çelik plakalarla tasarlanmış bu soyut objeler formlarıyla olduğu kadar dokunma, duyma ve görme eylemini gerçekleştirebilmeye olanak tanıdığı için de dikkat çekici. Ömer Pekin klasik malzeme ile ressamlığı yeniden tanımlayarak objeyi bir sanat eseri olarak sunuyor. Sanatçı ayrıca izleyicinin çeşitli şekillerde obje ile iletişime geçerek nesnenin kavramsal boyutunu da kişisel olarak var etmesine fırsat veriyor. 
Galerinin girişinde ortada yuvarlak formlu, üstünde su olan çelik yapıt mekanın geniş iki salonunu ikiye bölerek izleyicinin algısını da yönlendiriyor. Kapıdan içeri girildiğinde izleyiciyi karşılayan eserin olduğu yeri bir meydan gibi düşünerek sağ ve sol şeklinde ayrılmış iki farklı odadan söz edilebilir. Sağda yer alan oda duvarda ve yerde bulunan titreşimle, ancak yaklaşıldığında ve dokunulduğunda hissedilen eserleri barındırırken soldaki oda titreşimden ziyade retiııal performatif eylemle başka tür bir duyuyu sınıyor. 
İki odanın tam ortasında yer alan yapıt ise serginin hızlı bir özeli niteliğinde. Yuvarlak bir forma sahip metal çelik plaka altında yer alan iki farklı titreşim motoru ile üzerindeki su, horizontal biçimde desenler oluşturuyor. Metale vuran ışık ve her bir vibrasyonla oluşan desen görüntüleri çeşitlilik sağlıyor. İzleyici, hareket ettikçe su yüzeyindeki değişen görüntüyü kavrıyor. İzleyicinin gözüne hitap ederken somut bir form haline dönüştürmeye çalıştığı estetik desen, titreşim sesiyle de desteklenerek katmanlı bir boyut kazanıyor. 
Mekanın girişinde soldaki oda içinde U şeklinde hazırlanan alan Pekin'iıı mimari ve sanatsal eylemlerinin bir izdüşümü olarak izleyiciyi karşılıyor. Bir noktada performatif bir eylem olarak kurgulanan mekan izleyicinin yönlendirmelerle bir uçtan diğer uca gezerek alanı keşfetmesine olanak sağlıyor. Tasarlanmış U şeklindeki duvarın en arkasında, birbirine eşit mesafede açılmış olan delikler ışık ve gölge kırılmasıyla birlikte parçalı bir görüntüyü de izleyiciye sunuyor. Performatif gözlem için açılmış olan deliklerden, görme duyusunu harekete geçiren üç boyutlu duvardaki nesnelere bakan izleyici, değişken olan ışık oyunlarını fragmental bir biçimde izleyebiliyor, izleyici için görme algısının bir oyunu haline getirilen bu alan tıpkı empresyonistlerin ışık ve renk kavramlarındaki klasik arayışları sorgulama hiçimi gibi. Burada sanatçının yarattığı ışık oyununu izleyici deneyimliyor ve görsel olarak zihninde yeni algı paradigmaları oluşturuyor. U şeklindeki mimari mekanın içinde yer alan üç boyutlu keskin formlara sahip eserler, sadece alandaki ışıkla değil, projeksiyondan üzerlerine yansıtılan oval, kare gibi yumuşak tonlardaki armonik ışıklarla da estetik bir bütünlük kuruyor, izleyicinin yapıtları her noktadan, bambaşka açılardan algılayabilmesine ve yeni yorumlar yaratmasına 
olanak sağlıyor. İzleyici eserleri deneyimlerken sanatçının yarattığı gözle bakmak dışında yeni yollarla, objelerin form ve yapılarına göre şekillenecek başka bakış açılarıyla kişiselleştirilmiş farklı bir realitenin ortaya çıkmasını sağlıyor. Her izleyici için farklı deneyimler sunan objeler, metal üzerindeki hareketli ışık varsayımları üzerinden süzülerek beyinde kişiselleştirilmiş yeni görsel uzamlar yaratıyor. 
Galeride sağda yer alan oda bütün duyuları harekete geçirecek bir bütünlüğü izleyiciye aktarıyor. Karşılıklı duvarda yer alan dört titreşimli obje birbirlerinin farklı açılarda izletilen simetrik formlarından oluşuyor. Kare ve köşeli formlarla oluşturulmuş bu objeler minik titreşimler yayarak esere yaklaşan izleyicinin duyma algısını harekete geçiriyor. Teknik olarak objenin arkasında yer alan titreşim mekanizması belirli aralıklarla ritmik bir hız içinde vibrasyon salimim gösteriyor. Hafif dozdaki bu titreşimler mat metal çeliğin mikro düzeydeki sallanmalarıyla ancak makro bir izleme alanından fark edilebiliyor. Obje ilk olarak duyma algısını harekete geçiriyor. Ardından izleyici oluşan merak duygusu ile sesin kaynağını çözmeye çalışırken yapıtı çeşitli açılardan irdelemeye başlıyor. 
Bir diğer yandan seyirci duyma eylemi ile harekete geçtiğinde, eseri incelerken ancak onun nitel varlığının da bir parçasını keşfedebiliyor. Mikro ve makro açılardan eseri gözlemlerken objeyi asla bir bütün olarak değerlendiremiyor. Yaklaştığında çalışan duyuları ile uzaklaştığında gözlemlediği algı birliği parçalı. 
Obje, teknik olarak titreşimin hafif dozda oluşu, yaklaşmadan fark edilemeyecek küçük devinimler ve objenin pürüzsüz yüzeyinde ilk görerek ardından duyarak fark edilen titreşim akustiği sonucunda ancak yarım algılar sunuyor. Kasıtlı olarak belirlenen bu algı yönlendirmesi, bir noktada izleyiciye tüm duyuları ile hepsini kavrayabilme ihtimali gibi bir imge yaratırken, diğer yandan objeyi asla bir bütün olarak hissedemeyeceği için ancak algılayacağı parçaları zihninde tamamlarsa bir bütünlük sağlayabileceği gibi somut bir gerçeklik de sunuyor. 
Graham Harman "Gerçek objelerin, tanımları itibarıyla, birbirlerine dokunmalarının olanak dışı olduğunu düşünürsek, dokunmadan dokunmalarının, bir şekilde dolaylı temas kurarak dokunmalarının bir yolunu bulmamız gerekir" der. Bu noktada Pekin, obje üstünden yarattığı farklı algı biçimlerini nesnel ve öznel olarak iki biçimde değerlendiriyor. Nesnel olan objenin salt varlığı ve niteliği iken öznel olan izleyicinin onda yarattığı ve algılama biçimi üzerine kurulan objektif görü. Nesnel bir nitelik sonucunda ortaya çıkan anlatı, izleyicilerin aktif rol alması sonucu değişiklik göstererek çeşitli estetik algı arayûzlerinin varlığını ortaya koyuyor. Seyirci sayesinde objeler arası gerçekleşen bu edimsel/performatif etkileşim serginin ana unsuru olarak beliriyor. Sonucunda, sanatçının oluşturduğu gerçeklik dışında, objelerin çeşitli duyulara hitap edecek şekilde en ince ayrıntısına kadar planlanmış hali, nesnenin kendi var oluşunu ve fonksiyonunu da ele alıyor. 
Pekin, "Tekinsiz. Gerçek. Tezahür." sergisinde obje ve izleyici arasında kalan duyu oyununda stabil bir doğru beklemeyi imkansız hale getiriyor. Dolayısıyla izleyici sanatçı tarafından hazırlanmış oyunsallaştırılan alana girdiği anda algılarını kullanmak durumunda kalıyor. Neticede sanatçı tek bir gerçeklik ve algı yaratmıyor; izleyiciye obje ile gireceği temas sonucunda kendi gerçekliğini yaratma fırsatını sunuyor, izleyici temastan sonra hissettiği duygu ile tarifsiz bir algının ve duyunun erişilmez sonucunda objenin niteliklerini kişiselleştirebilir. Titreşim, ışık ya da görme eyleminin tiyatral ve estetik sonucuyla da izleyici çoğulcu algı katmanlarını yaratmış olur.  
Metal, mat siyah çelik plakalarla tasarlanmış soyut objeler formlarıyla olduğu kadar dokunma, duyma ve görme eylemini gerçekleştirebilmeye olanak tanıdığı için de dikkat çekici. Ömer Pekin klasik malzeme ile ressamlığı yeniden tanımlayarak objeyi bir sanat eseri olarak sunuyor.

 

Please reload

 

Versus Art Project | Contemporary Art Gallery | Gazeteci Erol Dernek Sokak No:11/3 Beyoglu Istanbul Turkey

m: info@versusartproject.com